10 Ocak 2018 İngilizce Kelimeler – Vocabulary İn Use

İngilizce Kelimeler – Vocabulary İn Use

İngilizce’de en çok kullanılan kelimeler sizin için derlenmiştir. Kelime bilgilerinin anlamları sözlükler aracılığı ile derlenmiş olup hatalı gördüğünüz kelimeleri bize düzeltilmesi üzere iletebilirsiniz.

Not: Bazı kelimeler henüz tamamlanmadı, yakın zamanda tamamlanacaktır.

always her zaman
usually genellikle
often sık sık
sometimes bazen
occasionally bazen
rarely nadiren
seldom nadiren
hardly ever neredeyse hiç
never asla
agree uzlaşmak
appear (gibi) görünmek
believe inanmak
belong alt olmak
concern ilgilendirmek
consist içermek
contain içermek, kapsamak
depend …. Ya bağlı olmak
deserve hak etmek
disagree uzlaşmamak
dislike sevmemek
doubt şüphe etmek
fit uymak
hate nefret etmek
imagine hayal etmek
impress etkilenmek
include içermek
involve içermek, kapsamak
like hoşlanmak
love sevmek
matter önem arz etmek
measure ölçüsünde olmak
mind umursamak
need ihtiyaç duymak
owe borçlu olmak
own sahip olmak
prefer tercih etmek
promise söz vermek
realise farkına varmak
recognise tanımak
remember hatırlamak
seem görünmek
sound kulağa…..gelmek
suppose sanmak
surprise şaşırtmak
want istemek
weigh ağırlığında olmak
wish dilemek
indulgence düşkünlük
evacuate tahliye etmek
because çünkü
shit kaka/b*k
accident kaza
unit birim / ünite
goddamn kahrolası
oh shit kahretsin
ain’t değil
truth hakikat / doğruluk
common müşterek, ortak, yaygın
igniter tutuşturucu, ateşleme bujisi, yemleme barutu, ateşleyici
reload yeniden yüklemek, tekrar doldurma
again yeniden, gene, tekrar
operations işlemler, harekatlar, icraatlar
sparkly cıvıl cıvıl, parıltılı
software yazılım, program, bilgisayar yazılımı
clean temizlemek, temiz
windshield otomobil ön cam, sinek teli
uplink telekom çıkış yolu, yer uydu bağı, dünya ile uzay arasındaki bağlantı
back arka, sırt, geri, ters, arkalık
online bağlantı, online olarak, çevrimiçi
wrong yanlış, haksızlık, hata, yanlış yol
whatever her ne, her hangi, her neyse
drop down yıkılmak
intersect kesişmek
hopefully umarım, umutla, inşallah, ümitle
pretty şirin, tatlı, güzel, hoş, sevimli
support line destek hattı
without olmadan, olmaksızın, dıştan, haricen, .. Medeti, .. Meksizin, .. Siz, ..meden
slip down aşağı kayma, geri düşme
be able to ….e bilmek / …..a bilmek
may be able to mümkün olabilir
mechanical line mekanik hat
impossible olanaksız, olmaz, imkansız
bullshit saçmalamak, saçmalık, zırva, boş laf, zırvalamak
long time uzun zaman, uzun süre, uzun saat
against karşı, aykırı
difficult zor, çetin, güç
asinine inatçı, ahmakça, saçma, aptalca, eşekçe
waste israf etmek, boşa harcamak, sarfiyat, telef
taste tatmak, lezzet, tat
ship gemi
chrissake tanrı aşkına
speech konuşma, söylem
inside iç taraf, içeri, iç
any hiç, herhangi bir
destroy imha etmek, tahrip etmek, yıkmak
safe kasa, emniyetli, güvede, güvenilir
something birşey, bir şey
beyond öte, ötede, ….den öte, …in ötesinde, ötesinde
moment an, önem
honor onurlandırmak, şereflendirmek, onur, namus, şeref
take good care kendine iyi bak
engine motor
fuse eritmek, fünye, sigorta
check it out şuna baksana, kontrol et, göz at
express süratli, belli, ifade etmek, açık,
aggravate ağırlaştırmak, kötüleştirmek, kızdırmak, sinir etmek
enjoy zevk almak, tadını çıkarmak
murdered maktül, öldürülen, öldürülmüş
dangerous tehlikeli, çekinceli, riskli
predictable tahmin edebilir, önceden bildirilebilir, önceden kestirilebilir
deceive aldatmak, kandırmak, ihanet etmek, kazıklamak
confuse kafasını karıştırmak, aklını karıştırmak, kafası karışmak, şaşırtmak
back away geri çekilmek
let go bırak!, salıvermek
somehow nasılsa, her nasılsa, herhangi bir şekilde, nasıl olsa
familiar tanıdık, aşina, bilinen
recognize tanımak, haklı bulmak, teşhis etmek
admit kabul etmek, itiraf etmek, içeri almak
encase sandığa koymak, kılıfa sokmak
piece parça, tane
breath nefes, soluk
suffocate boğulmak, tıkanmak, havasızlıktan”boğulmak”
escape kaçmak, firar, kaçış
stink kötü kokmak, kokmak, pis kokmak
fill doldurmak
disgust iğrenme, nefret, tiksinme
fragile narin, hassas, kırılgan, kırılabilir
pathetically acınacak halde/durumda
survive hayatta kalmak
flesh et, insan ve hayvan vücudunun kas ve yağ dokularından oluşan yumuşak kısım
soft yumuşak, cıvık
gelatin jelatin
cow inek
dull donuk, sıkıcı, mat
enemy hasım, düşman
inevitable kaçınılmaz, beklenen
blind kör, kör etmek, gözü görmeyen
symbol sembol, simge
helpless aciz, çaresiz
pathetic acınacak, dokunaklı
misery ıstırap, perişanlık, sefalet
put out söndürmek, sönmüş
simple sade, basit, yalın
auxiliary yardımcı, harici
jig kalibre etmek, klavuz
gunner nişancı, topçu
crunch çıtırdamak, çatır çutur yemek, kütürdetmek
holy kutsal, kutsal yer
christ mesih, isa peygamber
breach ihlal, gedik
move taşınmak, kımıldamak, hareket etmek
infantry piyade, er
shitstorm bela “argo”
grab kapmak, yakalamak
belt kuşak, kemer, kayış
trick oyuna getirmek, kandırmak, hile, aldatmaca
degrees derece, açılar
percent yüzde
forward ileri, ileriye doğru
confirm onaylamak, tastik etmek, doğrulamak
gate geçit, kapı
damage zarar vermek, hasar
critical ciddi, hassas, kritik
respond yanıtlamak, yanıt vermek, karşılık vermek
lower-left alt sol
starboard sancak, geminin sağ tarafı
hold on bağlanmak, hatta kalmak, sarılmak ,tutmak
sentinel nöbetçi, gözcü, koruyucu
piss sidik, çiş yapmak
counter weight balans ağırlığı, karşı ağırlık
neither ne …. Ne de , hiçbiri, ikisinden hiçbiri
someone herhangi biri
feather tüy, kuş tüyü
squeeze sıkmak
impact darbe, çarpma, etki
reach erişmek, ulaşmak, uzanmak
almost hemen hemen, neredeyse, az daha
explanation izah, açıklama
attend katılmak, hazır bulunmak, iştirak etmek
salvage kurtarmak, deniz kazasından veya yangından kurtarılan mal
platter servis tabağı, kayık tabak
fall back geri çekilmek, saatleri geri almak
seal fok, mühür, kaşe
shaft mil, şaft
move it! kımılda!, çabuk ol!, hadi oradan!
vessel damar, gemi, tekne
totally bütünüyle, tamamen
ammunation mühimmat, teçhizat, cephane
pump pompa, basınç aleti
temperature sıcaklık, ısı derecesi
drop düşürmek, düşmek, damla
field tarla, saha, alan
path yol, yön, patika
lieutenant teğmen
non-military askeri olmayan
military askeri , ordu
military school askeri okul
entrance giriş
artillery toplar, ağır silahlar
fortified kuvvetlendirilmiş, takviye edilmiş
miracle mucize
mountain dağ
gotcha yakalamak
sky gök, gök yüzü
insanity cinnet, delilik
jittery çok sinirli, sinirli, gergin
architect mimar, yaratıcı
temet nosce kendini bil
extend uzatmak, genişletmek
source kaynak
either ya da, isinden biri, birinden biri
variables değişkenler
equation denklem, eşitlik
purpose gaye, amaç, maksat
balance dengede tutmak, dengelemek, denge
one way tek yön, tek yönlü seyahat
another öbür, başka
darkness karanlık
death ölüm, ecel
opposite zıt, ters, aksi, karşıt
negative negatif, olumsuz
conscious bilinç, bilinçli
maybe belki, olabilir
exile sürgüne göndermek, sürmek, sürgün
once bir kere, bir kez
plate levha, plaka, tabak
deliberately kasten, kasıtlı olarak
purposefully amaçlı, mahsus
definitely kesinlikle, kesin olarak
self-inflicted kendi kendine olan, kendisine yapılan
recent son, yakında olan, son günlerdeki
trauma travma, sarsıntı
activity etkinlik, aktivite
unusual nadir, değişik, anormal, olağan dışı
fibrotic fibrotik
throughout boyunca, baştan başa, her tarafında, boydan boya
turret küçük kule, ufak kule, taret, uçağın baş tarafı, çıkma kule
diagnostic tanı, teşhis ile ilgili
humanly insanca, insan olarak, insana özgü
possible olabilir, mümkün, olanaklı, muhtemel, olası
careful dikkatli, itinalı, özenli
squids mürekkep balığı
sneaky sinsi, içten pazarlıklı
trap kapan, tuzak
exactly aynen, tamamen, kesinlikle, tam anlamıyla
dock doka çekmek, rıhtım, dok, gemi havuzu
simulation simulasyon, taklit, benzeştirim
decrease azalmak, azaltmak, eksilmek, düşüş göstermek, küçülmek
prevent engel olmak, önlemek, engellemek
dramatically çarpıcı / dramatik olarak, önemli ölçüde, çarpıcı biçimde
thus böylece, bu nedenle
primary başlıca, birincil, ana
diggers kazma, kazıcı
disable hizmet dışı bırakmak, devre dışı bırakma, kullanılamaz hale getirme, etkisiz kılma
perhaps belki, bir ihtimal, muhtemelen
defense savunma, defans,
temple tapınak
bottleneck şişe boynu, dar ağız
force zorlamak, baskı yapmak, mecbur etmek, kuvvet, güç
small ufak, küçük, az
concentrate konsantre olmak, yoğunlaşmak
remainder geri kalan, arta kalan, döküntü, artık, artan, para üstü
additional ilave, ek, fazladan
volunteers gönüllüler
requested talep edilen, istenilen
correct düzeltmek, doğru, haddini bildirmek
precisely kesinlikle, doğru, tam da, tıkır tıkır, tam da….
commit işlemek (suç vb…), işlemek, vaat etmek, taahhüt etmek
objective hedef, amaç, nesnel, objektif, tarafsız
corps kolordu, kurul, heyet, müfreze
entire bütün, tüm, tam
half yarım, yarı
councilor kurul üyesi, meclis üyesi, komisyon üyesi
commander komutan, kumandan
more daha fazla, …. Den daha çok, daha
question soru, soru sormak
reason akıl, neden, sebep, gerekçe
expect ümit etmek, beklemek, ummak
point uç, nokta, puan
nothing hiçbir şey, hiç, önemsiz
ghost hayalet, ruh
start back tekrar başlamak
afraid korkmuş, ürkmüş, korkan
every crack her çatlak
every hole her delik
every pipe her boru
sweep süpürmek
wide bol, geniş
though gerçi, ….diği halde, …… ise de, …… e rağmen, ….e karşın, …..se bile, Velev ki
any change herhangi bir değişiklik
least asgari, en az
strange tuhaf, garip, yabancı
all right pekala, tamam, anlaşıldı, eh işte, fena değil, işler yolunda, rahatı yerinde, kabul edilebilir, hayhay, kesinlikle
let’s move gidelim, haydi gidelim
oracle torpil, kehanet, kahin
happen meydana gelmek, olmak, başından geçmek
what happened? ne oldu, ne haber
guide yol göstermek, rehberlik etmek, rehber, kılavuz
trouble problem, sorun, dert, bela
power-plant elektrik santrali, dinamo, güç kaynağı
goodness iyilik, tanrı, cömertlik, ihsan
cruel zalim, acımasız, gaddar, amansız
human emotion insan duyguları
anything hiçbir şey, her şey
get away kaçmak, yakasını kurtarmak, çekilmek, tüymek
damn it lanet olsun, kahrolsun, kahretsin, allah kahretsin
arrangement arajman, düzenleme, ayarlama
down here buradan aşağı inin
get on binmek
get in (arabaya) binmek
wingless kanatsız
elevator asansör
lucky talihli, şanslı uğurlu
what the hell? ne oluyor be?
what the hell is going on? burada neler oluyor?, burada neler dönüyor?
prodigal müsrif, savurgan, mirasyedi
bounty cömertlik, ihraç primi, ödenek, prim, hediye
hell cehennem, ölüler diyarı
of course elbette, tabi ki
fortuneteller falcı
shell kabuk
disappointing üzücü, heves kırıcı, umut kırıcı, hayal kırıklığı
expected beklenen, umulan
manners adabımuaşeret, adap, töre
come on now ha
curious meraklı
straight dosdoğru, düz
coincidence rastlantı, tesadüf
savior kurtarıcı, mesih,
since den/dan beri, o zamandan beri
nor ne de, ne
until e/a kadar
however bununla birlikte, yine de, ancak
unless ….den başka, …mezse, ….mazsa, ….madıkça, ….medikçe, meğerki, mediği sürece
whenever her ne zaman, harhangi bir zaman, ….dığında, her …..-diğinde, ne zaman ……ise
than …..den, …..mektense, ……e göre, …..dan
at …… de/da
after sonra
before önce
despite rağmen
and ve
the belirli isimlerde the kullanılır. Karşı tarafın bildiğini ifade eden şekilde
so that ….mesi için, ….sin diye, öyle ki, şöyle ki, netice de, şartıyla
or veya
while sırasında, iken, olduğu halde
to karşı, ….. Mek/mak, kadar, …..e doğru,  …..e karşı, …..kala
even if eğer ki, olsa bile, ….se bile, …..e karşın
if eğer, ise, ama, fakat
so bu yüzden, böyle, öyle, şöyle
a bir, belirsiz bir nesneden bahsederken kullanım
of ….in, ….ın, ….nin, ….nın, ….den
even though ….diği halde, olduğu halde, ….se bile, …..sa da, …..sına rağmen
although rağmen, olduğu halde, her ne kadar, ….dığı halde, ….e karşın
but fakat, ancak, ama
an bir, belirsiz sesli cümle ile başlayan nesneler ile kullanılır
nouns isimler
deteminers belirteç
preposition edatlar
adwerbs zarflar
pronouns zamirler
conjunctions bağlaçlar
adjectives sıfatlar
modal verbs kavram fiilleri
interjections ünlemler
infinite marker mastar belirten
this bu
that o, şu
there orada
here burada
these bunlar
those onlar, şunlar
just sadece
yet henüz
still hala
already zaten
everyday her gün
every Thursday her Perşembe
on thursdays Perşembe günleri
once a month ayda bir
twice a mount ayda iki kere
three times a mount ayda üç kere
once a week haftada bir
twice a week haftada iki kez
three times a week haftada üç kez
subject özne
verbs fiil
object nesne
adverb belirteç
place yer
time zaman
congratulation kutlama, tebrik
continuous devamlı, sürekli
different farklı
each her biri
each other birbirine
enough yeter
enough is enpugh yeter artık
fantastic fantastik, şahane, harika
get up kalkmak
great büyük, mükemmel, müthiş, harika
ı always Ben her zaman
in short kısacası, velhasıl kelam, uzun sözün kısası
interesting ilginç, ilgi çekici
kind çeşit, cins, tür, nazik, kibar
mayor belediye başkanı
necessary gereken, gerekli
other öbür, öteki, başka, diğer
quickly çabucak, hızla, aceleyle, süratle
quiet sessiz, sakin, sessizlik
rest dinlendirmek, dinlenmek, dinlenme, istirahat
result sonuç, netice
serious ciddi, ağır
shame utandırmak, utanma, ayıp, utanç
some birkaç, biraz, bazı
same aynı
stubborn inatçı
stupid aptalca, beyinsiz, aptal, salak, kafasız, ahmak
successful başarılı
sure emin, elbette
take care kendine iyi bak
above üzerine, yukarısında, yukarıda, üstünde
across karşısında
around etrafında
at the corner köşesinde
behind arkasında
below aşağısında, altında
beside yanında
between arasında, arasına
cross karşıya geçmek, haç, çarmıh, çarpı, çapraz
far uzak
go straight ahead dümdüz git, dosdoğru git
in içinde, içeri
in front of önünde, karşısında
into içine
next to bitişik
on üstünde, üzerinde, açık
out of dışında
over bitmiş, yukarıya, fazla, üzerinden, aşkın, yukarıda
through vasıtasıyla, bir uçtan bir uca, yoluyla, sayesinde, tamamen
turn left sola dönmek
turn right sağa dönmek
under altında, …. Den aşağı
up yukarı
as olarak, gibi, kadar, iken, dahi
absolutely mutlaka, kesinlikle,
actually fiilen, aslında
afraid of …..den korkmuş
alone yalnız, tek başına
anyway neyse, herneyse
awful berbat, rezalet, korkunç
exciting heceyan verici, heyecanlı
handsome hoş, yakışıklı
ideal ülkü, ideal
most en çok, en
neighborhood mahalle, muhit
teasing muziplip, sataşma, takılma, alay etme
terrible berbat, korkunç
there is var “tekil”
there are var “çoğul”
too çok, çok fazla, aşırı fazla, gereğinden çok
unkind nezaketsiz, kaba, sert
very çok
very often çok sık
with ile, birlikte, beraber
wonderful müthiş, harika, mükemmel
you’re welcome rica ederim, bir şey değil
abandon terketme, bırakma
abbreviation kısaltma
ability hüner, beceri, yetenek
about takriben, hemen hemen, hakkında, aşağı yukarı, yaklaşık
abroad yurt dışında
academic akademik
accent şive, aksan
accept kabullenmek, kabul etmek
access giriş, erişim, erişme
accidentally kazara, tesadüfen
accommodation kalacak yer, konaklama
according to göre, -e göre
accountant muhasebeci
accurate kesin, doğru, tam
achieve elde etmek, başarmak
achievement başarmak
achiever başaran kişi, başarılı kimse
acting aktörlük, temsil, rol yapma, vekil
action eylem, etki, hareket, aksiyon
activate çalıştırmak, etkinleştirmek
active faal, etkin, aktif
actively etkin bir şekilde, aktif olarak, faal olarak
actor erkek oyuncu, aktör
actress aktris, kadın oyuncu
add katmak, ilave etmek, toplamak, eklemek
addict alıştırmak, bağımlılık yapmak, tiryaki olmak, bağımlısı olmak
addicted bağımlı, düşkün, alıştırılmış
address hitap etmek, söylev, adres
adjective sıfat
admire hayran olmak, hayranlık duymak, beğenmek
adolescent ergen, delikanlı
advance ilerlemek, terfi ettirmek, avans vermek, geliştirmek, avans, ilerleme
advantage yarar, avantaj, fayda
adventure macera, serüven
advert zikretmek, değinmek, dokundurmak, bahsetmek, ilan, reklam
advertise reklam etmek, reklamını yapmak
advertisement reklam, duyuru, ilan
advertising reklamcılık, reklam
advice nasihat, tavsiye, öğüt, uyarı
aerobics Aerobik
aeroplane tayyare, uçak
affair ilişki, takıntı, mesele, iş, olay
affect etkilemek, etki etmek, dokunmak
afford parası yetmek, satın almaya gücü yetmek
affordable para yetirilebilir, satın alınabilir, düşük maliyetli, hesaplı, ekonomik
afternoon öğleden sonra
afterwards sonradan, daha sonra
against the clock zamana karşı
age çağ, yaş
aggressive kavgacı, saldırgan, agresif
ago evvel, önce
agreement mutabakat, antlaşma, anlaşma, sözleşme
aim amaçlamak, hedeflemek, amaç, hedef
air havalandırmak, yayına girmek, hava
air conditioning klima, havalandırma, iklimlendirme
air-conditioned havalandırmalı, klimalı
airport havalimanı, havaalanı
aisle koridor, geçit, ara yol
alarm alarm
alarm clock çalar saat, alarmlı saat
alcohol alkol
alien yabancı, başka bir ülkeye ait, değişik, zıt, uzaylı, yaratık
all tüm, bütün, hepsi
allergic alerjik, gıcık olan, sevmeyen
alphabet alfabe, abece, ilkeler
also ayrıca, diğer bir yandan, hem de, dahi, de
alter değiştirmek, başkalaştırmak, kısırlaştırmak
alternative alternatif, seçenek
aluminium alüminyum
amazement şaşkınlık, hayret
amazing şaşırtıcı, hayran eden
amazingly şaşılacak derecede, afal afal
Amazon amazon
ambition ihtiras, hırs
ambitious hırslı, iddaalı
ambulance ambulans, cankurtaran
amongst arasında, aralarında
amount tutar, miktar, meblağ
amplifier yükseltici, yükselteç, büyütücü alet, amplifikatör
analyse çözümlemek, incelemek, analiz etmek
anarchist anarşist, anarşi yanlısı
ancestor ata, soy, cet
angry öfkeli, kızmış, kızgın
animal hayvan
animation animasyon, çizgi film yapma, canlandırma/canlılık
annoy kızdırmak, rahatsız etmek, sinirlendirmek
annoyed kızgın, rahatsız olmuş, içerlemek, sinirlenen
answer yanıtlamak, cevap vermek, cevap
antelope ceylan, antilop
antibiotic antibiyotik, antibiyotiksel
antique antik, antika, eski zamanlara ait
apart from dışında, -den başka, -den ayrı, haricinde
apartment daire, apartman dairesi
apologise özür dilemek, af dilemek
app uygulama
appalling korkunç, ürkünç, dehşete düşüren
apparently görünüşte, belli ki, görünürde, görünüşe bakılırsa
apple elma
apple pie elmalı börek, elmalı tart, elmalı turta
appliance cihaz, gereç, aygıt, teçhizat, aparat
applicant aday, başvuran kimse, müracaat sahibi
application müracaat, başvuru, uygulama, tatbik
apply uygulamak, başvurmak, müracaat etmek
appointment atama, tayin, randevu
appreciate takdir etmek, değerini arttırmak, beğenmek, minnettar olmak
apprentice çırak
apprenticeship çıraklık
appropriate elkoymak
appropriately uygun olarak, uygun bir şekilde, gereğine uygun
aptitude yetenek, doğal yetenek, uygunluk
arch kemer
are olmak fiili
area alan, bölge, saha
argue tartışmak, karşı gelmek, itiraz etmek, münakaşa, çekişmek
argument argüman, sav, tartışma, kanıt, delil, ağız dalaşı
arm kol
armchair koltuk
arrest tutuklamak, tutuklama, el koymak
arrow ok, ok işareti
art gallery sergi salonu, sanat galerisi, resim sergisi
article bent, makale, yazı, nesne, eşya
artificial intelligence yapay anlayış, yapay zeka
artist sanatçı, ressam, artist, sanatkar
artistic artistik, güzel sanatlarla ilgili, sanatsal yönü olan, sanatsal
asap olabildiğince çabuk
Asia asya, asya kıtası
ask sormak, soru sormak, istemek
aspect yön, görünüş, açı, bakış açısı, görünüm
aspiration istek, can atma, havalandırma, üfleme, soluklama, aspirasyon
aspirin aspirin
assassinate suikast, suikast yapmak
assassination suikast, adam öldürme, cinayet
assistance yardım, destek, imdat, yardımlaşma
assistant muavin, asistan, yardımcı, yardımcı eleman
astonishing şaşırtarak, şaşırt, hayret verici, şaşırtıcı
astounding sersemletici, müthiş, aşırı şaşırtıcı
astronaut astronot, gök bilimci
astronomy gökbilim, astronomi, yıldızlar ilmi, uzay bilimi
athlete sporcu, atlet
athletics atletizm, sporculuk
ATM bankamatik, otomatik vezne makinasi
atmosphere atmosfer, çevre, hava
atomic çok küçük, atomal
attach eklemek, yapıştırmak, bağlamak, iliştirmek, tutturmak
attack hücum etmek, saldırmak, saldırı, atak
attempt girişimde bulunmak, kalkışmak, teşebbüs etmek
attention ilgi, özen, dikkat, ilgilenme, titizlik, esas duruş
attitude tavır, tulum, düşünce, fikir, konum
attorney dava vekili, avukat
audience seyirci, izleyici, seyirciler, dinleyiciler
August ağustos
aunt teyze, hala
Australia avustralya
authentic özgün, hakiki, gerçek, orijinal, güvenilir
authorities yetkililer, resmi merciler, yetkili, yetkili makamlar, kaynakça, otoriteler
authority otorite, yetki, uzman, erbap, şahadet
autistic otistik, içine kapalı, içe yönelik
autobiography kendi hayat hikayesi, özgeçmiş, otobiyografi, özyaşam öyküsü
automatically kendi kendine, kendiğilinden, istemsiz olarak, otomatik biçimde, otomatikman
autumn güz, sonbahar
available mevcut, müsait, kullanılabilir, var, geçerli, mevcut olan, işe yarar
avatar tanrının insan bedeninde vücut bulması, kişiyi simgeleyen resim veya simge
average ortalama, sıradan, ortalama düzey, averaj
avoid kaçınmak, önlemek, sakınmak, savuşturmak, meydan vermemek, – den kaçınmak, -den çekinmek
awake uykudan kalkmak, uyandırmak, uyanmak, farkında, uyakın
award özüllendirmek, ödül vermek, ödül, mükafat
awe-inspiring dehşet verici, korku veren, huşu uyandıran
awesome korkunç, müthiş, dehşet, korku veren, dehşetli, korku ifade eden
baby bebek, yavru, çocuk
backache sırt ağrısı, bel ağrısı, bel romatizması
background fon, arka plan
backpack sırt çantası, pikniğe gitmek, omuzda sırt çantasıyla gezmek, arka çantası
backpacker omuzda sırt çantasıyla gezen kimse, sırt çantası ile gezen
backwards geriye, arka tarafa, geri geri, geçmişe, geriye doğru
bad kötü, zarar, fena, korkmuş, rahatsız, sert, kokuşmuş, terbiyesiz, ahlaksız
badly kötü bir şekilde, fena halde, fena bir şekilde, şiddetle
badminton tenis benzeri bir oyun, badminton
bag torba, poşet, çanta
baggage bagaj
Bahamas bahama
baker’s fırın
bakery fırın, ekmek fırını
balanced dengeli, dengelenmiş
balcony balkon
bald kel, dazlak
ball balo, yumak, top, bilye
ballet bale, danslı oyun, bale grubu
ban yasak, yasaklama, yasakla, boykot etmek
banana muz
band şerit, grup, bando, takım
bank banka
bank account banka hesabı
bank statement bankanın müşterisine verdiği hesap özeti, banka hesap durumu
banker banker
bankrupt iflas, iflas etmiş kimse
bar demir çubuk, çubuk, bar, hapsetmek, parmaklıkla çevirmek
barbecue ızgara, mangal, barbekü yapmak
Barcelona barselona
bargain pazarlık, kelepir, pazarlık etmek
bark havlama, havlamak, bağırmak
barrier bariyer, set, engel
basic esas, temel, ana
basket sepet, sayı
basketball basketbol
bat beysbol sopası, yarasa
bath yıkanmak, banyo
bathroom tuvalet, banyo
batter güm güm vurmak, hırpalamak, vuruş yapan oyuncu
battery akü, pil, batarya
battle savaş, muharebe, savaşmak
beach plaj, sahil, kumsal
bean fasulye
bear dayanmak, katlanmak, taşımak, ayı, çekmek, gütmek (kin)
beard sakal
beautiful güzel, nefis, zarif, hoş
bed yatak
bed linen çarşaf ve yastık kılıfı
bedroom yatak odası
bee arı
beef dırlanmak, sığır eti, et
beefsteak biftek
beer bira
befriend arkadaş olmak,  arkadaşça davranmak, dostça davranmak
beginning başlangıç, baş, başlayarak
behaviour davranış, hareket tarzı, tavır, davranım, hal, hareket
being olma, yaradılış, vücut, mahluk, yaşam, oluş
bench yedek kulübesi, bank, sıra, tezgah
benefit yararlanmak, menfaat, fayda, yarar, çıkar
best en iyi, en iyisi, ekstra, feriştah, birinin elinden gelen, yapabileceğinin en iyisi
better daha iyi, daha iyisi, ıslah ılmak, iyileşmek,-den daha iyi
bicycle bisiklet
big büyük, fazla, çok, anaç, irikıyım, cüsseli, kocaman
bike bisiklete binmek, bisiklet
bill fatura, senet, gaga, kağıt para, hesap,  burun
billion milyar
billionaire milyarder
bind bağlamak, ciltlemek, bağlamak, sarmak kenarını tutturmak, birleştirmek, sıkışmak
bingo bingo, tombala
binoculars dürbün
biological biyolojik
biologist biyolojist, biyolog, biyoloji bilgini
biology biyoloji, tabiat bilgisi, yaşam bilimi
biopic biyografik film
biotechnology biyoteknoloji
bird kuş
birthday doğum günü, yaş günü
biscuit bisküvi, bisküvit, kuru pasta
black siyah, kara, siyahi
black pepper karabiber
blank boşluk, boş
blast off havalanmak ( Roket ), fırlatmak ( Roket ), uzaya fırlatmak
block engellemek, bloke etmek, blok
blog web günlüğü, internet günlüğü
blotch iri mürekkep lekesi, büyük leke, kara leke, kızarıklık, kabartı, deride oluşan leke
blue mavi
board kurul, heyet, pano, tahta döşemek, ilan tahtası, binmek
board game masa oyunu
boarding uçağa binme
boarding card biniş kartı, yolcu biniş kartı/bileti
boast övünmek, böbürlenmek, itibar
boat tekne, bot, kayık, sandal
body ceset, gövde, beden, vücut
body builder vücutçu
body language vücut dili
boiling kaynama, kaynakma, çok sıcak, kaynar, kavurucu
bold cesur, gözüpek, cüret etmek
bomb bombalamak, bomba, bombalı
bone kemik, kılçık
book ayırtmak, kitap, rezervasyon yapmak
bookshop kitapçı dükkanı, kitapevi, kitapçı
boot çizme, bot
border hudut, sınır, kenar
bored (canı) sıkılmış, bunalmış, sıkılmak, bıkkın, bezgin
boring bıktıran, sıkıcı, can sıkıcı, delme
born doğmuş, doğmak, doğum, doğma
borrow ödünç almak, borç almak
boss patron
bother dert vermek, can sıkmak, canını sıkmak, sinir bozmak
bottle şişe
boutique hotel butik otel
bow eğilmek, yay, baş eğerek selamlama
bowl kase, tas, çanak
box kutu
box office sinema gişesi, gişe hasılatı, bilet gişesi, gişe
boxing boks, yumruk oyunu
boyfriend sevgili, erkek arkadaş
bracket parantez, ayraç, bağlantı, eşit kabul etmek, bir tutmak
brain beyin
brainstorm aniden kafasının çalışmaması, ani parlak fikir, sersemlik, geçici delilik, beyin fırtınası
branch dallanmak, dal, branş, şube
brand marka, damga, damgalamak
brave cesur, yiğit
bread ekmek
break down bozulmak, duygularını kontrol edememek, yıkılmak
break into hırsızlık yapmak, zorla içeri girmek, dalmak, basmak, konuşmayı kesmek, haneye tecavüz etmek, kapıyı kırarak girme, lafa karışmak
break up ayrılma, dağılma, ayrılmak, tatile gitmek, kavgayı ayırmak, ilişkiyi bitirmek, parça parça olmak, yolları ayırmak
breakfast kahvaltı, sabah kahvaltısı
breathe nefes almak, solumak, soluk almak
bride gelin
bridegroom güvey, damat
bridge köprü
briefly kısaca
bright parlak, zeki, ışıltılı, neşeli, ışıl ışıl
brilliant muhteşem, parlak, nefis
bring round ayılt, ayıltmak, kendine getirmek, ikna etmek
British ingilizler, ingiliz, britanyalılar
broad engin, geniş, genel, liberal, serbest, göze çarpan
broccoli brokoli, karalahana, karnabahar
brochure broşür, föy, kitapçık
brother kardeş, erkek kardeş, ağabey
brown kahverengi
buddy ahbap, birader, kafadar, dili arkadaş, (argoda: lan arkadaş)
budget bütçe, ayarlama, mali program, bütçe yapmak
building inşa, bina, inşa etmek
bullet mermi, kurşun
burglar hırsız
burrito tortilla denen meksika gözlemesi içine dürüm edilmiş et ve fasulyeden oluşan meksika yemeği
bursting patlayarak, patlayan, patlak
bury gömmek, toprağa vermek
bus otobüs
bus station otobüs terminali, otobüs durağı
businessman iş adamı
businesswoman iş kadını
busy meşgul, işlek
butcher kasap
butter tereyağı
butterfly kelebek
bye güle güle, hoşça kal, hoşçakal
cabbage lahana
café küçük lokanta, kafe
cafeteria kafeterye, yemekhane
caffeine kafein
cake kek, pasta
calculate hesaplamak, hesap etmek
calculation hesaplama, hesap
call aramak, çağrı
call back geri aramak, tekrar aranmak, dönmek
calm sakinleştirmek, sakinlik, serikanlı, soğukkanlı, sakin
calmly sakince, sakinlikle
camel deve
camera kamera, fotoğraf makinesi
camping kamp yapma
can yapabilmek, e- bilmek, a- bilmek, teneke kutu
cancel iptal etmek, feshetmek, iptal
cancer kanser
candidate aday
candle mum
capital büyük harf, başkent, kapital, sermaye
captain yüzbaşı, kaptan
car araba, otomobil
car park otopark
caravan kervan,karavan, kafile
carbon footprint karbon ayak izi
card kart, fişlemek
care önem vermek, önemsemek, özen göstermek, umutsamak, aldırmak, bakım, itina, dikkat, özen
care home bakım evi
career kariyer
career change kariyer değişikliği
carefully özenle, dikkatlice
careless dikkatsiz, özensiz, aldırışsız
carelessly dikkatsizce, dikkat etmeden, ilgisiz
caretaker bakıcı, ev bekçisi
Caribbean karayipler, karayib denizi, karayip adalar
carpet halı
carrot kızıl saç, havuç, ödül teşvik
carry taşımak, getirmek
carton karton kutu, mukavva kutu, karton, kutu
cartoon çizgi film, karikatür
cash peşin para, nakit
casino kumarhane, gazino
castle kale, şato
cat kedi
category kategori, sınıf, bölüm
cater for ihtiyacını karşılamak, göz önünde bulundurmak
catering yiyecek içeçek sağlama, ikram servisi yapma, yemek hizmeti
cathedral büyük kilise, katedral
cause sebep olmak, sebebiyet vermek, neden olmak, yol açmak
CD player cd/disk çalar
celebrate kutlamak, bayram yapmak, anmak, övmek
celebration kutlama, tören, merasim, anma
celebrity ünlü kişi, ünlü kimse, ün, meşhur, tanınmış kişi
celery kereviz
censor sansür, sansür etmek
censorship sansür, sansürlük, yayından kaldırma
centre merkez
century yüzyıl, asır
cereal tahıl, mısır gevreği
certain kesin, belirli, belli, şüphesiz, mutlak
certificate sertifika
chain zincir
chair sandalye, koltuk
chairman başkan, genel başkan, kurul başkanı, tekerlekli sandalye sürücüsü
chalet küçük köşk, deniz kıyısında yazlık kulübe, dağ evi, ahşap sayfiye evi
challenge meydan okuma, zorlu iş/görev, meydan okumak
champion şampiyon
championship şampiyonluk, şampiyona, üstünlük
chance fırsat, ihtimal, olanak, şans
change değişmek, değiştirmek, değişiklik, değişim
chapel tapınak, mabet, ibadet yeri, dua odası
character karakter
charismatic büyüleyici, karizmatik, etkileyici, çekici, sempati uyandıran
charity hayır, hayırseverlik
charming çekici, cazibeli, alımlı, büyüleyici
chase takip etmek, peşinde olmak, kovalamak, takip
chat sohbet, muhabbet
chat show sohbet programı
chat up asılmak, tavlamak, yazılmak
chat room söyleşi odası, sohbet odası
cheap ucuz
cheat aldatmak, kopya çekmek, hile
check kontrol etmek, denetlemek, kontrol
check in kayıt yapmak, çek etmek, bilet kontrol etmek
check-in desk hava terminalinde bilet ve bagajın kontrol edildiği tezgah
cheer neşelendirmek, neşe
cheers şerefe, teşekkürler, yarasın
cheese peynir
cheetah çita
chef aşçı, aşçıbaşı, şef
chemical kimyasal, kimyasal madde, kimyasal atık
chemistry kimya
chemist’s kimyager
cheque çek
chess santranç
chest göğüs, sandık
chewing gum sakız, ciklet
chicken tavuk, piliç
child evlat, çocuk
childhood çocukluk
children çocuklar
chilli kırmızı biber
chimpanzee şempanze
China çin
Chinese çinli, çince
chip yonga, çentik, mikrodevre
chocolate çikolata
choice tercih, seçenek
choir koro
cigarette sigara
cinema sinema
circle çember, halka, daire
circus sirk
circumstance durum, koşul, şart, hal, olay, ayrıntı
city şehir, kent
city centre şehir merkezi, kent merkezi
civil rights medeni haklar, insan hakları, siyasi haklar, vatandaşlık hakları
claim iddia, istek, talep etmek, hak talep etmek, dava, sigorta talebi
class sınıf, ders
classical music klasik müzik
classmate sınıf arkadaşı
classroom sınıf
cleaner temizlikçi, temizleyici
clear net, temiz, berrak, belirgin, açık
click kıtırdamak, çıtırdamak, tıklamak
client müvekkil, müşteri
climate iklim
climb tırmanmak, tırmanış
clip kırkmak, kırpmak, raptiye
clock tower saat kulesi
clone çoğaltmak, kopyalamak, klonlamak
close kapamak, kapatmak, yakın
close to one’s heart birisine hitap eden
clothes giysi, elbise
clothes shop giysi dükkanı
cloudy bulutlu
club kulüp
clubbing parmağın çomaklaşması
coach otobüs, antrenör, koç
coast sahil, kıyı, deniz kıyısı, deniz kenarı
coastline kıyı, sahil boyu, kıyı şeridi
coat kaban, palto, ceket, mont, kaplamak
cobblestone kaldırım taşı, arnavut kaldırımı
cobbled parke taşlı
coffee kahve
coin madeni para, sikke
cola kola
cold sağukluk, soğuk, soğukkanlı
collaboration işbirliği, birlikte çalışmak, uyum
collapse çökmek, yığılmak, çöküş, çöküntü
colleague meslektaş, mesai arkadaşı
collect biriktirmek, toplamak
college üniversite, yüksek okul, kolej
colombia kolombiya
Colombian kolombiyalı
colony sömürge, yığınak, koloni
colour renk, boya
column sütun, kolon
comb tarak, taramak
combat trousers Bacak kısımlarında büyük cepleri olan, bol pantolon
combine birleştirmek, birleşmek
combined birleşik, karma
come back dönmek, geri dönmek, akla gelmek
come over uzaktan gelmek
comedy güldürü, komedi, komik olaylar
comfort rahatlık, konfor, rahat
comfortable rahat, rahatlatıcı, konforlu
comment yorumlamak, yorum
commentary yorum, eleştiri, açıklama, röportaj
commercial ticari, ticari amaçlı, reklam yayını yapan
commission komisyon, heyet
committed söz vermiş/kendini adamış, işlenmiş, taahhüt edilmiş
communicate haberleşmek, bildirmek, iletişim kurmak, anlatmak
community cemaat, topluluk, halk, camia
community service toplum hizmeti
commute takas etmek, hafifletmek, ev ile iş arasında gidip gelmek
commuter evden işe yolcululuk eden, gezici, abonman sahibi
company bölük, şirket, firma
compare karşılaştırmak, kıyaslamak, mukayese etmek
compartment hücre, bölüntü, bölme, kısım
compass pusula, kapsam, çevre, kuşatma
compel mecbur etmek, zorlamak
compete rekabet etmek, yarışmak, müsabaka etmek
competition yarışma, rekabet, müsabaka
competitive rekabetçi, rekabete dayalı, yarışma türünde
compile derlemek, telif etmek
complain şikayet etmek, yakınmak, şikayetçi olmak
complaint şikayet, sitem, rahasızlık
complete tamamlamak, tam, bütün, eksiksiz
completely büsbütün, tamamen, tamamiyle
complex karışık
complicated komplike, karışık, çetrefilli, karmaşık
compliment iltifat, kompliman, övge
composer yazar, bestekar, besteci, uzlaştırıcı, yaratıcı
computer bilgisayar
computer science bilgisayar bilimi
concentration konsantrasyon, yoğunlaşma, yoğunlaştırma, yığma
concerning ilişkin, ilgili olarak, hakkında
concert konser, anlaşmak, uyum, kararlaştırmak
concert hall konser salonu
conclude sonuçlandırmak, neticelendirmek
conclusion sonuç,
condition şart, durum, hal, koşul, şartlandırmak
conduct idare etmek, yürütmek, yönetmek, davranış
conference konferans, tartışma, görüş alışverişi, müzakere
confused zihni bulanık, şaşkın, kafası karışmış, aklı karışmış, karmakarışık
confusing kafa karıştırıcı, karışık, karışık, çetrefil
congestion sıkışıklık, tıkanıklık, kan hücumu
congratulations tebrikler!, tebrik etmek, kutlarım, tebrik
connection bağ, bağlantı, alaka, ilişki
conquer fethetmek, zafer kazanmak
consequence sonuç, netice
conservation koruma, muhafaza
consider dikkate almak, göz önünde bulunmak, durumu değerlendirmek, hesaba katmak
conspiracy komplo, gizli anlaşma,  kötü amaçla yapılan gizli anlaşma
construction inşaat, yapı, inşa
consume tüketmek, harcamak, yiyip bitirmek
contact temas, temas etmek, irtibat kurmak,
content içerik
contestant yarışmacı, aday
continent kıta, anakara
continue devam etmek, sürdürmek
contract kontrat, sözleşme, mukavele
contribute katkı yapmak, katkıda bulunmak
control kontrol etmek, denetlemek, kontrol
controlled kontrol edilmiş, denetlenmiş
convenience uygun zaman, kolaylık, elverişlilik, uygunluk, müsait oluş
convenient müsait, elverişli, uygun, münasip
conversation konuşma, sohbet, muhabbet
cook yemek pişirmek, pişirmek, aşçı
cooking yemek pişirme
cool serin, serinlik, soğutma, havalı (tip)
cope with baş etmek
copy kopya etmek, nüsha, suret, kopya, kopyalamak
coral mercan
corn mısır
corn on the cob koçanda mısır
corner köşe
cosmetics kozmetik, makyaj malzemeleri, makyaj malzemeleri, bakım ürünleri
costume giysi, kostüm
cosy sıcacık/rahat, çaydanlık örtüsü, kılıf
cough öksürmek, öksürük
could ebilirdi, abilirdi
countdown geriye sayma, gerisayım
country yurt, memleket, ülke, taşra
countryside kırsal yerler/bölgeler, kır, kırsal kesim
couple eşleştirmek, çift
courgette dolmalık kabak, kabak
course kurs, rota, izlenen yol
coursework kurs çalışması, ödev
court mahkeme, oturum
cousin kuzen
cover örtmek, kaplamak, kılıf
craft zanaat, sanat, gemi, beceri
crash çarpmak, kırılma, çarpışmak
crazy deli, çılgın, çılgınlık, çıldırmış
cream kaymak, krem, krema
create meydana getirmek, yaratmak, oluşturmak
creative yaratıcı
creatively yaratıcı olarak , yaratıcı bir şekilde
creativity yaratıcılık
credit kredi
credit card kredi kartı
Crete girit adası, girit
crew mürettebat, tayfa
cricket kriket, cırcır böceği
crime suç
criminal sabıkalı, suçlu
crisis kriz, bunalım, buhran
crisp çıtır çıtır, gevrek
criticise tenkit etmek, eleştirmek
crop mahsul, ekin
crossing geçit, yaya geçidi, deniz yolculuğ
crowded kalabalık, kalabalık (yer)
crown taç
cruise ship yolcu gemisi
cry ağlamak, haykırmak, feryat, haykırış, ağlama
cub yavrulamak, vahşi hayvan yavrusu
Cuban küba ile ilgili, küba’ya özgü
cucumber hıyar, salatalık
culinary yemekte kullanılan, mutfakta kullanılan
culture kültür
cup kupa, fincan
a cup of tea bir fincan çay
cupboard dolap, büfe
cure tedavi etmek, iyileştirmek, çare, tedavi
curly kıvırcık
currency döviz, para birimi
currently şuan da, halen, bugünlerde
curry köri, kari, etli yemek
custody gözaltı
custom gelenek, örf, adet, görenek
customer müşteri
customer service müşteri hizmetleri
customs gümrük
CV özgeçmiş, eğitim ve kariyer özgeçmişi
cycle çevrim, devir
cycling çevrim, bisiklete binme
Czech Republic çek cumhuriyeti
dairy mandıra, sütçü dükkanı
dance dans etmek, dans
dancer dansçı, dansöz
dancing dans etme, dans
dark karanlık, koyu
dark horse beklemediği halde aday gösterilen adam, yetenekleri bilinmeyen kimse, yarışta kazanması umulmayan at, kazanma ihtimali zor olan, sürpriz at
data bilgi, veri
date zaman, tarih, randevu, (biriyle) çıkmak, ile flört etmek
daughter kız evlat
day gün
day-to-day günden güne, her günkü, günlük
dead ölü, cansız, ölmüş
dear sevgili, canım, sevgili …..
death penalty ölüm cezası
debate çekişmek, çekişme, tartışma
decade onyıl, onluk, on yıl, onlu grup, onlu takım
December aralık ayı
decide karar vermek
decision karar, karar almak
declare beyan etmek, ilan etmek, deklare etmek
décor dekor, mizansen, süsleme
dedicate ithaf etmek, adamak
deep fry kızartmak, yağda kızartmak
deer geyik
defend savunmak, arkasında olmak, müdafaa etmek, korumak
degree derece, rütbe, aşama
delay ertelemek, geciktirmek, tehir, oyalamak, rötar
delicious
delight
delighted
delivery
democracy
demolish
demon
demonstration
dentist
depressed
depression
desert
design
designer
desk
desperately
dessert
destination
destruction
detail
detective
determined
develop
developer
development
diagnose
diary
dictionary
die
diet
dig in
digital
diner
dining room
dinner
dinosaur
director
dirty
disadvantage
disappear
disappointed
disapprove
disaster
discovery
discuss
disease
dish
dishonest
disintegrate
disobey
distance learning
distracted
distress
disturb
divide
divine
divorce
doctor
docudrama
documentary
dodgy
does
dog
dollar
dolphin
dome
domestic
don’t
door
double
double-glazed
doughnut
down
download
downstairs
draft
drag
drama
dress
dress down
dress up
drink driving
drive away
driver
driving licence
drop off
drown
drug
dry
dry-cleaner’s
Dublin
duck
due to
duration
during
duty
duty-free shop
DVD
DVD player
eager
eagle
ear
earache
early
earn
earth
earthquake
easy
eco-tour
editor
educate
education
effective
efficient
egg
eight
eldest
elect
electric guitar
electrical
electrician
electricity
electronics shop
elegant
elephant
eleven
elusive
email
embarrass
embarrassed
embarrassing
emotion
emperor
empire
employ
employee
empower
empty-handed
encourage
end
end up
endangered
energetic
energy
energy-saving
engineer
engineering
English
enjoyable
enormous
enrol
enter
entertainment
enthusiasm
entrepreneur
entry
environmentally-friendly
episode
equally
equipment
era
error
e-shopping
especially
essay
essential
estate agent
eternal
ethically
euro
Europe
evening
event
eventually
every
everyone
everything
everywhere
evidence
ex
exam
example
exchange
exchange rate
excited
exclusive
excuse
exemplary
exercise
exhausted
exhibition
exist
exit
exotic
expensive
experienced
experiment
expert
expertise
explain
exploration
explore
explosive
extended family
external
extinct
extra
extract
extraordinary
extreme
extremely
eye
eye contact
eyebrow
fabric
face
face-to-face
facial
factor
factory
factual
fail
fairly
fairy tale
fake
falafel
false
falsely
fame
family
family history
family name
family tree
famous
fantasy
far away
farm
farmland
fascinated
fashion
fashionable
fast
fast food
fat
father
fatty
faulty
favour
favourite
fax
fear
feat
feature
fed up
feel down
feeling
female
fence
Ferrari
ferry
festival
few
fiancé
fiancée
fictional
fifteen
fifth
fifty
figure
file
film
film star
film-maker
final
finally
finance
find out
fine
finger
finish
fire
fire fighter
fired
firmly
first
first aid kit
fish
fisherman
fishing
fitness
fitting room
five
fizzy
flat
flatmate
flavour
flexible
flicker
flight
flood
floor
Florence
flour
flow
flowchart
flu
fluffy
flute
flutter
fly away
focus
focus on
follow
food
food hall
foot
football
for
foreigner
forever
form
formal
former
formula
fortnight
fortunate
fortunately
fortune
forum
foundation
founder
four
fourth
fragment
fraud
free
freedom
freedom fighter
freerunner
freezing
frequently
fresh
Friday
fridge
friend
friendly
friendship
fries
frightened
from
front
fruit
frustrating
fry
frying pan
fugitive
full
full moon
full time
fully
fun
function
funeral
funny
furious
furniture
future
futurist
gadget
game
gang
garage
garbage
garden
gardening
garlic
gene
generation
genetic
genetic engineering
genetics
genius
geography
get rid of
giant
gift
gift shop
gifted
giraffe
girlfriend
give a hand
give away
give birth
give up
glacier
glad
gladiator
glasses
global warming
glory
glove
go against
go crazy
go down
go off
go through
go up to
Goa
goal
godfather
godmother
go-kart
goldfish
golf
good
good evening
good-looking
goods
gorgeous
gorilla
gossip
government
graduation
graffiti
grain
grammar
grandchildren
grandfather
grandmother
grape
grapefruit
grass
grateful
gravity
great-grandparent
green
greengrocer’s
greet
greeting
grey
grill
grilled
ground
group
guard
guess
guest
guitar
gun
gunman
gunpowder
gym
habit
hairbrush
hairdresser
hairdresser’s
hairy
hall
Halloween
hammer
hammock
hand
hand luggage
handbag
handlebars
handling charge
handmade
hands-on
hang out
happiness
happy
harbour
hard drive
hard-working
harmful
has
Havana
head
head for
head teacher
headache
heading
headline
headphones
health
health centre
healthy
heart
heat
heatwave
heaven
heavily
heavy
heavy metal
height
helicopter
hello
helmet
help
help out
helpful
herb
hero
hi
high
high street
highlight
highly
high-rise
Himalayas
hip
hippo
historian
historical
history
hobby
hockey
holiday
Hollywood
home office
home town
homeless
homemade
homework
honest
honey
honour
hope
hopeless
horn
horror
horse
horse racing
horse riding
hospital
host
hostage
hot
hot air balloon
hot chocolate
hot dog
hotel
hour
house
household
housewarming
housewife
housework
huge
human
human rights
humanitarian
humanity
hundred
Hungary
hungry
hunting
husband
hustle
hypnotherapy
Independence Day
Indian
Industrial Revolution
Internet
IQ
IT
Italian
ice
ice cream
iceberg
icon
idea
identify
identity
identity card
ideology
ignore
illegal
image
imaginary
imagination
imaginative
immediately
immigration
imperfect
impolite
important
impostor
improve
in a hurry
in hot water
in verse
inaccurate
inconvenient
increase
incredible
incredibly
indecisive
indoors
induce
industry
influence
influential
informal
information
ingredient
inherit
initiative
injure
injured
innovation
innovative
inquire
inquiry
insect
inspirational
inspire
inspiring
instant
instead
instruction
instructor
insulated
insurance
intelligence
intelligent
interest
interested
intermediary
internal
international
international law
internet café
interrupt
interview
interviewer
intonation
introduce
invent
invention
inventor
invest
investigate
investigation
investigator
investment
investor
invite
invite over
iPod
iron
is
island
islander
isolated
issue
jacket
jaguar
jail
Japan
jar
jazz
jeans
jelly
jellyfish
jewel
job
jockey
jogging
Johannesburg
join
joke
journal
journalist
journey
joy
judge
judo
juice
July
June
jungle
junk
junk food
justice
karaoke
karate
keep an eye on
keep up
key
kid
kidnap
kilometre
kimchi
king
kiss
kitchen
kiwi fruit
knee
knife
knowledge
label
labourer
laid-back
lake
lamb
lamp
land
landing
landscape
language
laptop
large
last
last night
late
latest
Latin America
laugh
laughter
launch
law
lawyer
lazy
leader
leaflet
leftovers
leg
legend
leisure
lemon
leopard
less
letter
lettuce
library
licence
life
life story
lifestyle
lifetime
lift
light bulb
lighthouse
lighting
likelihood
lime
limit
link
lion
lip
liquid
list
listen
literacy
literature
litre
litter
live
lively
living room
loaded
loads
lobster
local
location
lock out
locker
log off
logic
London
lonely
long
long term
long-distance
look
look into
look up
lorry
loss
loud
loudly
lovable
love story
lovely
low
loyal
luckily
luggage
lunch
luxury
MA
machine
machinery
mad
Madrid
magazine
magic
magician
mail
main road
mainly
major
majority
make it
malaria
male
mammal
man
management
manager
managing director
mango
mankind
mansion
many
map
marathon
marine
market
marketing
marriage
married
marry
massage
massive
master
match
material
maths
meal
meat
medallist
media
medical
medicine
Mediterranean
medium
meeting
melon
melt
member
membership
memo
memorable
memorise
memory
memory stick
mental
mention
mentor
menu
mess
message
messy
metal
metre
metro
microchip
microwave
middle
midnight
might
milk
millennium
million
millionaire
mineral water
minibus
minimum wage
minute
miserable
mispronounce
miss
mistrust
misunderstand
misunderstanding
mix
moan
mobile phone
model
modem
moderately
modern
Monday
money
money belt
moneymaker
monk
monkey
monorail
month
moose
moped
morning
mortal
Moscow
mosque
mosquito
mosquito net
mother
mother tongue
motivate
motivated
motivator
motorbike
motto
Mount Everest
mountain range
mouse
moustache
mouth
movement
MP3 player
much
muesli
mug
multi-tasking
murder
museum
mushroom
music
musical
musical instrument
musician
mussel
mystery
name
narrate
nasty
nation
national
national anthem
national holiday
national park
nationality
native
nature
navigate
near
nearly
neck
neighbour
nephew
nervous
nest
network
neuroscientist
new
New York
news
newsagent’s
newspaper
next
next door
nice
niece
night
nightlife
nightmare
nine
no
nobody
noise
noisy
nominate
none
non-smoker
non-stop
noodles
normal
Northern Lights
nose
nosy
note
notebook
notice
noticeboard
noun
novel
now
nowadays
nuclear
nuclear energy
nuisance
number
numerous
nurse
nylon
oats
observer
obsession
obtain
obvious
obviously
occasion
occupation
ocean
octopus
offer
office
official
oh
oil
oily
OK
old
olive
on demand
on purpose
on your mind
on your own
one
one-way
onion
only
open
open up
operate
operation
opinion
opportunity
optician
orange
orchestra
order
ordinary
organic
organise
original
orphan
orphanage
ostrich
out
outdoor
outdoors
outfit
outside
outstanding
outweigh
overall
overcome
overestimate
oversleep
overweight
oxygen
pack
packaging
packet
paella
page
painful
painkiller
paint
painter
painting
pair
palace
pan
pancake
paper
paperback
parachute
parade
paradise
paragraph
parcel
parent
Paris
Parisian
park
parking
parking space
parkour
part
particle
particular
partner
party
pass down
passion
passionate
passive
passport
passport control
past
pasta
pastry
patch
patient
pay rise
pea
peace
peaceful
pear
pebble
pedal
pen
pencil
penguin
penpal
people
pepper
perfect
perform
performance
performer
period
period drama
permission
persevere
person
personal
personal assistant
persuade
Peru
pet
pharmacy
PhD
philosopher
phone
phone call
photo
photocopier
phrase
physically
physicist
physics
pi
piano
pick
pick up on
pick-up
picnic
picture
piece of cake
pier
pigeon
pill
pilot
pineapple
pioneer
pizza
placement
plan
plane
planet
plant
platform
play
player
playing card
please
plum
plumber
plummet
plural
pocket
podcast
poem
poetic
police
police officer
policeman
policy
polite
politely
political
politician
politics
pollute
pollution
polo
pool
poor
pop
popcorn
popular
popularity
population
porridge
port
positive
possession
possessive
possibility
post
post office
postcard
poster
potato
potential
power
powerful
practice
practise
Prague
prawn
prediction
pregnant
preparation
prepare
present
presentation
presenter
president
pretend
preview
price
primary school
Prime Minister
print
printing
priority
prison
prisoner
private
prize
probably
problem
proceed
processed
product
profession
professional
professor
profile
profit
profitable
programme
programming
progress
progression
project
projector
promote
prompt
pronunciation
proofread
properly
property
protect
protective
protein
protest
proud
proven
provide
provoke
psychological thriller
psychologist
pub
public
public transport
publish
publisher
publishing
pull
punishment
pupil
purple
purse
push
put in
put through
put your foot in it
qualification
qualified
quality
quantity
quarter
query
quest
questionnaire
queue
quick
quietly
quirky
quite
quiz
quote
rabbit
race
racket
radio
raft
rail
rain
rain forest
raise
range
rapper
rare
rat
rat race
rate
reaction
read
read out
reading
real
realistic
real-life
really
realm
reasonably
reassure
rebel
recap
receipt
reception
receptionist
recharge
recipe
recipient
recite
recommend
record
recover
recreation
recruit
recycle
recycling
red
reduce
reference
refund
refuse
regarding
regardless
register
regret
regularly
regulate
rehearsal
reinvent
reject
related
relationship
relative
relax
relaxed
relaxing
release
relevant
reliable
religion
religious
rely
remain
remark
remarkable
remarry
remind
remote
remote controlled
remove
renew
rent
rental
rent-free
rep
repair
repeat
repetition
replace
reply
represent
reptile
request
require
requirement
reread
rescue
research
reservation
reserve
resident
resolve
resource
respect
response
responsible
restaurant
retail
retina
retired
return ticket
reunification
reusable
reveal
review
revolution
revolutionary
revolutionise
revolving
reward
rice
rich
riches
right
right away
rip
risk
risk taker
rival
river
road
road trip
roast
rob
robbery
rock
rocket ship
role
roll
rollerblading
romantic
romantic comedy
rooftop
room
room service
roots
rotten
rough
route
row
royal
rubber
rubbish
rucksack
rude
rug
rugby
rule
run out
running
rural
rush hour
rush in
rut
sad
sail
sailing
sailor
salad
salary
sales assistant
salesman
salt
samba
samurai
sandwich
sardine
satellite
satisfying
Saturday
save
scan
scarf
scary
scene
scenery
scheme
school
school uniform
science
science fiction
scientific
scientist
sci-fi
scooter
score
Scottish
scrambled eggs
scream
scroll up
scuba diving
scuba-diving
sculptor
sculpture
sea
seafood
search engine
season
seasonal
seat
seat belt
second
second language
secondary school
secondhand
secret
secretary
section
security
selected
self-catering
self-confident
self-made
self-portrait
semi-detached house
sense
sensitive
sentence
separate
September
series
seriously
serve
service
set off
set up
settle down
seven
several
shadow
shake apart
shape
shark
sheep
shelf
shelves
shining
shirt
shocked
shoe
shoe lace
shoe shop
shop
shop assistant
shoplifter
shoplifting
shopping
shopping centre
shopping mall
shore
short
short term
shortly
should
shoulder
show around
shower
shrimp
shut down
shut up
shy
sick
side
sight
sightseeing
sign
sign language
signal
signature
silly
similar
simply
singer
singing
single
single ticket
sister
sit still
sitar
situation
six
size
skate
skateboard
skateboarding
sketch
skiing
skilful
skill
skirt
skyline
skyscraper
sled
slim
slipper
sloth
slow
slowly
smartly
smash
smile
smoking
snack
snail
snake
snorkel
snorkelling
snow
snowboarding
soap
sociable
social
social networking
social networking site
socialise
sociology
sock
sofa
solar
solar system
soldier
solidarity
solution
solve
someone else
somewhere
son
song
songwriter
sore
sore throat
sorry
sort of
sort out
soup
South America
South Korea
southern
souvenir
soy sauce
soya
spa
space
Spain
spam
speaker
special
special offer
specialisation
specialise
specialist
speciality
species
specific
specify
speed
speedboat
speeding
spelling
spice
spider
spinach
split up
sponsor
spoon
sport
sports centre
sports shop
sportsman
sportsperson
sportswoman
spot
spring
spy
square
squash
stadium
staff
staffroom
stage
staggering
stair
stall
stamp
standby
star
start
starve
statement
statistics
statue
stay
stay off
steam
stingray
stir
stock
stockbroker
stomach
stone
stonecutter
stool
stop
storm
stormy
story
straight away
straightforward
stranger
strategy
strawberry
street
stress
stressed
stressful
strike
strong
strongly
student
study
stuff
stuffed
style
subheading
submit
sub-Saharan
subscriber
subtitles
subway
sub-zero
success
suffer
sugar
suggest
suit
suitcase
summary
summer
summer camp
sumo
sun
sun cream
sunburn
sunburnt
Sunday
sunglasses
sunhat
sunny
sunshine
super
superfood
supermarket
support
surf
surface
surfing
surgeon
surgery
surprised
surprising
surprisingly
surroundings
survey
survival
sushi
suspect
sway
swear
sweat
sweater
sweaty
Sweden
sweet
swell up
swimming
swimming costume
swimming pool
swimsuit
switch off
Sydney
syllable
table
table tennis
tablet
Taj Mahal
take after
take back
take off
take over
take part
take responsibility
take up
takeaway
tale
talent
talented
talk
talkative
tall
tango
tapas
task
tax
tax-free
taxi
tea
teacher
team
team-mate
technique
technology
teenager
teeth
telephone number
television
tempestuous
temporary
ten
tend to
tendency
tennis
tent
terminal
terrace
terraced house
terrorise
terrorist
test
text
textbook
Thai
Thailand
thank you
thanks
theatre
theme
then
theologian
theology
theoretical
theory
therapist
therapy
thief
thin
thing
third
thirsty
thirteen
thirtieth
thirty
threaten
three
thriller
throat
thumb
thumbprint
Thursday
tick
ticket
tidal wave
tie
tiger
time limit
time off
time travel
tin
tiny
tip
tired
tiring
tissue
title
toast
today
toe
tofu
together
toilet
tomato
tone
tongue
tonight
tonne
tool
toothache
toothbrush
top
topic
tortoise
touch
tough
tour
tourist
towards
town
town hall
track
trade
tradition
traditional
traffic
traffic jam
traffic lights
tragedy
train
train station
trainer
training
training course
tram
transform
transition
translate
transport
travel
traveller
tray
treasure
treat
treatment
tree
trek
trend
tribe
trip
tropic
tropical
trousers
truck
true
truly
try
try on
try out
T-shirt
tube
Tuesday
tuition
tuna
tune
tunnel
Turkey
turn
turn into
turn off
turn out
turn over
turn up
turning point
turtle
tutor
TV
twelfth
twelve
twenty
twice
twin
two
type
typical
UFO
Ukraine
ultimate
umbrella
unbelievable
uncertain
uncle
uncomfortable
uncover
underestimate
underground
underline
underneath
underwater
underweight
unfortunately
unfriendly
unhappy
unhealthy
uniform
unimportant
union
unique
university
unlike
unlined
unpaid
unpredictable
update
upload
upside down
upstairs
up-to-date
urban
use
used to
useful
useless
usual
vacation
vaccination
vacuum cleaner
valuable
valuables
value
vampire
van
variety
vast
vegan
vegetable
vegetarian
vehicle
vendor
verb
version
vet
via
vicar
victim
video game
view
viewer
villa
village
violence
violent
violinist
virtual
virtual reality
virus
visible
vision
visit
vitamin
vocabulary
vocation
voice
voicemail
volcano
volleyball
volunteer
vote
vowel
wafer
wait
waiter
waitress
walk
walking
wallet
war
war zone
wardrobe
warm
warmth
warn
warrior
wash
wash off
washbasin
washing machine
washing-up
wasp
waste time
watch
water
water ski
waterfall
watermelon
waterproof
watertight
wave
weak
wealth
weapon
weather
web
weblog
website
wedding
wedding cake
Wednesday
week
weekend
welcome
well
well-known
well-off
western
westward
wet
whale
wheat
wheel
whereas
whilst
white
white lie
whiteboard
whole
wide-open
wife
wiki
wild
wildlife
will
wind
window
window shopping
windsurfing
windy
wine
winner
winter
wireless
wok
woman
wonder
won’t
word
work
worker
world
world-class
worldwide
worry
worrying
worst
worth
would
wrestler
writer
writing
X-ray
yeah
year
yellow
yes
yesterday
yoga
yoghurt
young
youthful
zebra
Zen
zip
zone
zoo
color
pass
infinitive
sunglass
windows
hard
consonant
fix
home
tire
ill
cave
sixth 6.
seventh 7.
eighth 8.
ninth 9.
tenth 10.
twenty-first 21.
twenty-second 22.
twenty-third 23.
gaps
countries
glass
wake up
station
forest
natural
distance
sunbath
washer
saves
performs
photography
noon
midday
sort
how is it going?
how is everyting?
how is life?
what is up?
what is happening?
what is new?
frank
make time zaman yaratmak
good listener iyi dinleyici
take a bus otobüse binmek
do sport spor yapmak
are you there? orada mısın?
you can join us bize katılabilirsiniz
what is wrong? yanlış olan ne?, Sorun ne?
break up with ilişkiyi bitirmek
new year’s day yılbaşı
wedding anniversary evlilik yıl dönümü
sacrifice feast kurban bayramı
ramadan feast ramazan bayramı
national days milli bayramlar
smart akıllı, zeki
crow karga
look like gibi gözükmek, birisine çekmek
turned döndürülen, dönmüş
turned out çıktı
coal kömür
singular tekil
bath room banyo
ideal home ideal ev
mall alışveriş merkezi
electronics elektronik, elektronik bilimi
dye boya
dye hair saç boyamak
nail polish tırnak cilası, oje sürmek
just cooking sadece pişirme
changing room soyunma kabini/odası
designed projelendirilmiş, planlanmış
lorry, truck kamyon
biggest en büyük
unbelievably inanılmaz şekilde
wide open apaçık, sonuna kadar açık
friendliness cana yakınlık, samimiyet
sunset gün batımı
for me benim için
I think bence, bana kalırsa
I am excited heyecanlıyım
I am so excited çok heyecanlıyım
countable sayılabilir, sayılabilen
uncountable sayılamaz, sayılamayan
describe tanımlamak, tarif etmek
round yuvarlak, daire, raund, dilim
strict katı, sıkı, kuralcı
consciousness bilinç, şuur
get drunk sarhoş olmak, kafayı bulmak
eggs yumurtalar
carrots havuç, kızıl saçlı kimse
sardines sardalya
left overs artık yemek, yemek artığı, kalan
fruits meyve
fruit juice meyve suyu
onions soğan
raw ham, çiğ
a lot of bir çok
a lot of money dünyanın parası
favorite places gözde mekan, en sık aranan yerler
life time ömür boyu
hotter sıcak, daha sıcak
last week geçen hafta
this week bu hafta
cheapest en ucuz
hottest en sıcak
actionist şirket hissedarı, aksiyon sahibi
this year bu yıl
in the world dünyada
mother-in-law kayınvalide, kaynana
sister-in-law görümce, elti, baldız
various çeşitli, türlü türlü
take the first right ilk sağa dön
take the first left ilk sola dön
just now henüz, şimdi, az önce
right now şuanda, hemen şimdi
at the moment şimdilik, şimdi, şuan
at that moment o/şu anda
these days bu günler, günümüz
smoke sigara içmek, dumam tütmek
refugee mülteci
refugee camp mülteci kampı
worse daha berbat, daha kötü
sunrise dün doğumu, güneş doğması
for a while bir süre, kısa süreliğine
friend of mine bir arkadaş ile
not at all bir şey değil, asla, katiyen
finds out anlamak, bulmak, keşfetmek
appearance görünüş, dış görünüş
recently son dönemlerde, yakın geçmişte
highlights röfle, akılda kalan sahneler, akılda kalıcı bölümler
how about? ne dersin?, var mısın?
key phrase anahtar cümle
one good thing iyi bir şey
chew çiğnemek
gum sakız
somebody biri, bir kimse, birisi, hatırı sayılır kimse
articles makaleler, şirket sözleşmesi
dove kumru
take a train trene binmek
take a taxi taksiye binmek
get on a plane uçağa binmek
get on a motorbike motora binmek
get off a bus otobüsten inmek
get off a taxi taksiden inmek
get off a train trenden inmek
go by car arabayla gitmek
go by helicopter helikopter ile gitmek
ride a bike bisiklet sürmek
ride a horse ata binmek
ride a plane uçağa binmek
go on devam etmek, sürdürmek
get out off inmek
rail services demir yolu hizmeti
downhill yokuş aşağı giden, iniş, inişli
with you sizle, seninle, sizinle
give back geri vermek
we stopped durduk
poor thing zavallı, yazık
first of all ilk olarak, en önce, her şeyden önce
missed a bus bir otobüsü kaçırdım ” yetişememek”
after that ondan sonra, bundan sonra
graduate mezun olmak, mezun etmek
movie sinema, film
fall down aşağı düşmek
failure bozukluk, başarısız olma, arıza,  sekte, yetersiz olma
spend time vakit geçirmek, zaman harcamak
like to rica etmek, istemek
lottery piyango, kura çekiliş
ever her zaman, şimdiye kadar, hiç, asla, daima, eğer
speak to ile görüşmek
hundred times yüzlerce kez
apologize af dilemek, özür dilemek
in my opinion bence, bana göre
scratch kaşımak, kazımak, çizmek
grade puanlama, rütbe, aşama, sınıf
responsibility mesuliyet, sorumluluk
constantly devamlı, sık sık, sürekli, hiç durmadan
journalism gazetecilik
customer care müşteri ilişkileri, müşteri hizmetleri, müşteri memnuniyeti
textile tekstil
correspondence yazışma, mektuplaşma, haberleşme
bosphorus bridge boğaz köprüsü, boğaz içi köprüsü
sea of marmara marmara denizi
fundamental esas, temel, ana
general genel
all of them bunların hepsi
none of them onların hiç biri
a bit biraz
a few of them birkaçı
open book neyse o
criousty merakla, ilgiyle
mysterious esrarengiz, gizemli
modest mütevazi, gösterişsiz
home made ev yapımı, yerli yapım
humble alçak gönüllü, aşağılamak, gururunu kırmak
get to know öğrenmek, tanımak
once a while ara sıra, nadiren
once in a blue moon çok ender, kırk yılda bir
it depends duruma göre değişir, yerine göre değişir
routine rutin, alışkanlık
rebellious isyancı, asi
radical radikal, kökten, köklü
makeup makyaj yapmak
tradesman esnaf
glory box çeyiz sandığı
employer iş veren, patron
employees işçi, çalışan
free time boş zaman
promised adaklı, söz verilen, söz verilmiş
little ufak, küçük, az
permitted izinli, izin verilmiş, onaylanmış, kabul edilmiş
kick tekmelemek, tepmek, tekme
yell bağırmak, bağırma, haykırma
putt topa hafifçe vurmak, golf vuruşu
exhaust egzoz, bitap düşürmek, boşaltmak
trust güvenmek, güven, umut
good morning günaydın, iyi sabahlar
good afternoon iyi günler, tünaydın
good night iyi geceler, geceniz hayırlı olsun
howdy merhaba, selam, naber
sup! yudumlamak, kaşıkla içmek, yudum yudum içmek
yo! hey!
up to …. e kadar , en fazla, …. E kalmış, ….. E bağlı, yanına
pleasure haz, keyif ,zevk, memnuniyet
so long hoşça kal, güle güle, şimdilik hoş çakal
move on yola devam etmek, ileri gitmek, ilerlemek, durmamak
get down birisinin şevkini kırmak, al aşağı etmek, yere devirmek, hayal kırıklığına uğratmak, bunalmak, eğilmek
once upon a time bir zamanlar, eskiden
invisible görünmez, gizli
daily günlük, gündelik
personal space kişisel mekan, kişisel alan
real future gerçek gelecek
conditional koşullu, şartlı, şarta bağlı, mukayyet
even eşit, bile, düz, rağmen, çift(sayı), eşit olarak bölüştürmek
best way en iyi yolu
based merkezli, yerleşik, kurulmuş
simple present tense geniş zaman
simple past tense geçmiş zaman
future tense gelecek zaman
present continuous tense şimdiki zaman
past continuous tense geçmişte devam eden zaman
future continuous tense gelecekte devam eden zaman
future going to going to ile gelecek zaman
present perfect tense bunun tam türkçe karşılığı olmamakla beraber geçmişte başlamış hala devam eden zaman
past perfect tense geçmişte başlamış belirli bir süre devam etmiş ve geçmişte bitmiş zaman
future perfect tense gelecekte belirli bir süreden önce tamamlanacak zaman
present perfect continuous tense şu ana kadar devam eden zaman
past perfect continuous tense miş’li, mışlı geçmiş zaman
future perfect continuous tense gelecekte belirli bir zamandan önceye kadar devam eden zaman
irregular düzensiz, kuralsız
stories hikayeler
geek bilgisayar bilgisi yüksek, sosyal hayatı zayıf, moron, zeki, anti sosyal eblek
freak ucube, anormal, acayip, tuhaf, görülmemiş, acayip yaratık
hikikomori toplumdan elini eteğini çekmiş zamanını bilgisayar başında geçiren kişi (jp)
negatively negatif şekilde, olumsuz yönde
postpone ertelemek, sonraya bırakmak, geciktirmek, tecil etmek
in my point of view benim bakış açıma göre
The way I think that şöyle düşünüyorum ki
that’s right aynen öyle, doğru
that’s true o’doğru
I am not sure about that bundan tam olarak emin değilim
I don’t think so sanmam, ben öyle düşünmüyorum, sanmıyorum, zannetmem
giving your opinion fikir vermek
beneficial yararlı, karlı, faydalı
crucial çok önemli, mühim, gerekli
degenerate yozlaşmak, dejenere, yozlaşmış, dejene etme
deteriorate yozlaştırma
superlative eşsiz, en üstün, enüstünlük derecesinde sözcük
overdo abartmak, aşırıya kaçmak
transportation ulaşım, taşıma, nakliye
toothpaste diş macunu
center ortalamak, merkez
advenced ileri düzeyde
meter metre, sayaç
bid teklif etmek, fiyat vermek, fiyat önermek
arise doğmak, meydana çıkmak, baş göstermek
cling yapışmak, tutunmak, sarılmak
creep sürünmek, sessizce hareket etmek, yayılma
flee kaçmak, terketmek, firar etmek
fling fırlatmak, girişim, deneme, girişim
forbear sabretmek, kaçınmak, boş vermek, sabırlı olmak
forecast tahmin etmek, tahmin, ön tahmin
foresee ön görmek, önceden sezmek, ileriyi görmek
forsake vazgeçmek, terketmek, bırakmak
grind öğütmek, belemek, ufalamak
kneel diz çölmek, diz üstü oturmak
lean eğilmek, yaslanmak, dayanmak, eğilim göstermek
slice dilimlemek, dilim, kesmek, dilim dilim etmek
loaf kaytarmak, somun, somun ekmek
bless you çok yaşa
pedestrian yaya, yürümeye ait, yaya yürüyen, yayalara ait
brunch geç yapılan kahvaltı, kahvaltı ile öğle yemeğini birleştiren öğün
for example mesela, örneğin
aircraft uçak, teyyare, hava aracı
deskmate sıra arkadaşı
take a seat lütfen oturun, buyrun oturun, çek bir tabure
capital city başkent, payitaht, baş şehir
mirage serap, ilizyon, miraj, pusarı
mirror ayna, aksettirmek, ayna tutmak, yansıtma
headphone kulaklık, telefon kulaklığı
charger şarj aleti, şarjör, yükleyici
zipping fermuar, sıkıştırma, vız sesi
allow izin vermek
work at (bir şey) için emek harcamak, için çaba göstermek
look for aramak, ummak, bakmak, beklemek
brush fırçalamak, taramak, fırça, hafif dokunuş
clever zeki, akıllı, zarif, yetenekli, becerikli
play the guitar gitar çalmak
single room tek kişilik oda
double room çift kişilik oda, çift yataklı oda
go out dışarı çıkmak, çıkmak
best regards saygılarımızla, en iyi dileklerimle, sevgilerimle, saygılarımla
sincerely içtenlikle, içten, saygılar, samimi olarak, yürekten
anyone hiç kimse, herhangi biri, herkes
anybody kimse, hiç kimse, herhangi bir kimse
anywhere herhangi bir yerde/yere, hiçbir yerde
no one hiç kimse, hiçbiri, kimse
nowhere hiçbir yerde/yere, bir yer, hiçbir yer
for fear that korkusu ile
nevertheless yine de, gene ,bununla beraber, olmasına rağmen, hal böyleyken
nonetheless bununla beraber, yine de ,herşeye karşın, bununla beraber
in case takdirde, ne olur ne olmaz düşüncesiyle, ihtimaline karşı, şayet, ….. Dığı takdirde
so as to amacıyla, …..ecek bir şekilde, ….mek amacıyla, …. mek için
no matter önemi yok, …e rağmen, zararı yok, herşeye rağmen, mühim değil
such that öyle ki, öylesine ki, kadar ki
even thought düşüncesi bile
despite the fact that ….. e rağmen, aslında, gerçeğine rağmen
in spite of the fact her ne kadar, karşı, gerçeğine rağmen
due to the fact that …… den dolayı
owing to the fact that nedeniyle, … den dolayı, ….diğinde
because of the fact that nedeniyle, sebebiyle, …. Den ötürü, …. Den dolayı, yüzünden
on account of the fact that ….diğinden, nedeniyle, ….den dolayı, gerekçesiyle
seeing that mademki, hazır, …. Diğine göre, …. Diği için, …. E göre
now that madem ki, şimdi, için, hazır, …. Dığından
given that farzeledlim ki, tahminen, …. Duğunu düşünürsek
as well keza, de, da, aynı zamanda, olduğu gibi, ayrıca, tam, hatta, ilave olarak
a few birkaç
therefore bu nedenle, bu sebeple, bu yüzden, buna bağlı olarak
not only sadece, imkanı yok/olmaz
but also bundan başka, fakat bunun yanında
furthermore üstelik, dahası, buna ek olarak, daha da ötesi, ayrıca, bundan başka, ayrıyetten, bunun yanında
moreover dahası, bir de, bundan başka, üstelik, kaldı ki, buna ek olarak
what’s more üstelik, dahası
in addition ek olarak, yanında, yanı sıra, fazladan, ilaveten, hem de, bir de
stitch dikmek, dikiş
splashed püskürme, sıçrama
ribcage kaburga, göğüs kafesi
gross brüt, bütün, gayrisafi
cavity boşluk, oyuk, girinti, çürük, diş çukuru
unnecessary lüzumsuz, gereksiz, gereğinden fazla
pills hap, ilaç
generous eli açık, cömert, bol, yüce gönüllü, açık elli
selfish bencil, egoist, hodbin, çıkarcı
yucky iğrenç, berbat
horrible berbat, korkunç, dehşet, kötü, rezil, iğrenç, dehşete düşüren
educated yetişmiş, tahsilli, eğitimli, öğrenmiş görmüş, aydın, okumuş
danger tehlike, tehdit, tehlikeli
snowy karlı, kar yağışlı, kar beyazı
yellowish sarımtırak, sarımsı, sarıca
lazyish tembelimsi
yummy lezzetli, nefis, çok çekici, tatlı, tadı güzel
gesundheit çok yaşayın!, çok yaşa!
reported speech dolaylı anlatım, bir kişinin cümlesini başkasına aktarma
manage to başarmak, becermek, muvaffak olmak, …. İ yapabilmek
mentioned sözü geçen, bahsedilmiş, adı geçen, bahsedilen
populated iskan etmek, yerleşilen, meskun
rumour söylenti, rivayet, dedikodu, yaymak
rapidly süratle, hızla, seri bir şekilde, çabucak, çarçabuk
old maid (argo) evlenmemiş yaşlı kız, kız kurusu, aşırı titiz tip, fazla titiz kimse, evde kalmış kız
surrounded çevrelenmek, çevrilmiş
shallow sığ, sığ yer, derin olmayan, yüzeysel
as for as ….. E kadarıyla
obuious ortada, besbelli, apaçık, gün gibi ortada
reef resif, sığ kayalık, mercan adası
happening ol, olmak, olay, hadise, vaka
spear
divided
inhabited
significance
govern
ground rules temel kural
environmentally çevresel olarak, çevresel yönden
tribewanted
victory at gallipoli war çanakkale savaşı
conquest of constantinople istanbul’un fethi
break out patlamak, fırtına kopmak, salgın, savaş patlak vermesi, birde başlamak
prison break hapishaneden kaçış
achieved erişilen, başarmış
breakout firar, kaçış, toplu kaçış, hapisten kaçış
haircut saç tıraşı, saç kesimi
illiterate cahil, okuma yazma bilmeyen, okumamış, bilgisiz, deneyimsiz
what if ya, farzedelim, ne yapmalı
rely on güvenmek, güven, …. E bel bağlamak
tremendous çok büyük, muazzam, çok iyi, şahane, harika, koskocaman
shoulders omuzlar, eğin
reckon hesaplamak, gözüyle bakmak, tatmin etmek, sanmak, hükmetmek
strides gelişme, pantolon
untold anlatılmamış, söylenmemiş, tahmin edilemeyecek kadar çok, anlatılamaz
have difficulty zorluk çekmek, sıkıntı çekmek, zorlanmak
stand in the way bir şeyin önünde engel teşkil etmek
perfection mükemmellik, kısırsız kişi ya da şey, tamamlama, yetkinlik, eşsiz örnek
outsider toplumun dışına itilmiş, dışlanmış
claimed iddia etmek
divinely harika/kutsal bir şekilde
inspired esinlenmiş, yaratıcı, ilhamlı
popes papalar
rivals rakipler, rekabet eden firmalar
struggle çabalamak, mücadele, mücadele etmek
wonders mucize, harika
awe korkutmak, korku vermek, şaşkına uğratmak, … i dehşete düşürmek
capable yetenekli, becerikli, meyilli
feast ziyafet, şölen, bayram, haz almak, ziyafet vermek, yiyip içmek
artisan esnaf, zanaatkar, sanatkar, sanatçı, kalifiye işçi
within içinde, bünyesinde, dahilinde
tight sıkı, akmaz, tıkanmış, sıkıca, zorluk çeken
lowly paid az maaş
grandeur güzellik, büyüklük, görkem, ihtişam, kibarlık, soyluluk
appalled dehşete kapılmış, korkutulmuş , dehşete düşmüş
disgrace rezalet, rezillik, yüz karası, utanç, itibardan düşme
distressed sıkıntılı, kahırlanmak, kasvet çökmek, kaderli, strese sokmak
opposition aykırılık, karşı koyma, muhalefet, karşıtlık, karşı çıkma
but for ….. E rağmen, sayesinde, olmasa, olmasaydı
energy saving light bulbs tasarruflu lambalar
double glazed çift camlı
on stand by beklemede, alarmda,hazır durumda
second hand item ikinci öğe
recycled yeniden kazanılmış, geri kazanılmış, geri dönüşmüş
ethical ahlaka uygun, ahlaki, etik, etiksel
heavily pregnant karnı burnunda
to give it a go bir şans vermek, bir denemek
get the hell basıp gitmek, cehennem olsun
overslept fazla uyuyan, çok uyuyan, fazla uyutulmuş
refuge iltica, refüj, sığınak, mülteci
January
February
March
April
May
October
November
offered
reported verbs
modal
cancelled
sibling
noughty
comma
experience
eccentric eksantrik
odd garip
weird
cradle beşik
civilization medeniyet
ridiculous
madness
merchandise mal
confident özgüven, kendinden emin
arrested
adult yetişkin
consultant danışman
corn flakes mısır gevreği
interested in ….. E ilgi duymak, ile ilgilenmek
offried of
lesson ders
motorcycle motor, motosiklet
my friend arkadaşım, dostum
brother-in-law enişte, bacanak, kayınbirader
granny annane, babane, nine, büyük anne, cici anne
step üvey, basamak, adım
mammy zenci dadı
offspring
men erkekler
women kadınlar
feet ayaklar
mice fareler
leaves yapraklar
mathematics matematik
linguistics dil bilimi
one million 1 milyon
one milliard 1 milyar
one billion 1 milyar
one trillion 1 trilyon
sharp tam, keskin, sivri
calendar takvim
listen to dinlemek, kulak vermek
talk to konuşmak ,biriyle konuşmak
wait for gözlemek, beklemek, dört gözle beklemek
look at bakmak, incelemek, gözden geçirmek
all my life hayatın boyunca, kendimi bildim bileli
by ….. tarafından
get crazy çıldırmak
next week önümüzdeki hafta, gelecek hafta
next summer gelecek yaz, sonraki yaz
last summer geçen yaz
feel like canı ….. Mek istemek, gibi hissetmek
out fit teçhizat
aboard …. E içinde, “taşıtlar için”
look down küçümsemek, küçük görmek
look back geçmişe bakma
look after göz kulak olmak
see to ilgilenmek, …. İle ilgilenmek
see through birinin gerçek yüzünü görmek, aklından geçeni görmek
burn up tamamen yanmak, yanıp yok olmak, yakıp yok etmek, alev alev yanmak
individual birey, ferdi, bireysel
whether olup olmadığını
interact etkileşim, etkileşmek, birbirini etkilemek
because of yüzünden, nedeniyle, ….den dolayı, sayesinde
molest rahatsız etmek, sataşmak, sarkıntılık etmek, taciz
thanksgiving şükran günü, şükür, minnet
loyalty sadakat, bağlılık, vefa
thunder gök gürültüsü, gök gürlemesi
tell me söyle bana (konuşma dili)
find it difficult zor gelmek, zor bulmak
as much aynı miktarda, kadar, öyle, aşağı kalmayan
staring pis pis bakmak, dik dik bakmak
nather oldukça, …. Den ziyade
shouting yaygara, bağırış, haykırma, haykırış
swell kabarmak, şişmek
no way hayatta olmaz, hadi canım ordan, mümkünatı yok, Asla!, Katiyen!
caused sebep olmak,  mütevellit, sebep olmuş
sources kaynaklar
by reading the news on the internet internetteki haberleri okuyarak
neighbours komşular
distinquish ayırt etmek, fark etmek, ayıklamak
bit biased ön yargılı
what I read ne okuduğuma
consumer tüketici, alıcı, müşteri
misleading yanıltıcı, şaşırtma, kandırmaca, göz boyayıcı
strictly tam anlamıyla, tam manasıyla, harfiyen, açıkça, sıkı sıkıya
harming zarar verme, hasar, kötülük, felaket
effort efor, gayret, çaba
blame it an you suçu sende buluyorum.
blame it an me suçu benim üzerime at.
detriment zarar ziyan, hasar
what you see gördüğün şey
what you like sevdiğin şey
break in kırmak, çökertmek, sözünü kesmek, haneye tecavüz etmek
according …… e göre
theft hırsızlık, aşırma, arakçılık
return to pen bana kalemi iade et
on this play bu oyunda
demand arz, istek, talep etmek
under whether
small talk havadan sudan, çene çalma, lak lak, boş laf, gevezelik
hot water sıcak su
working against işe karşı
out of time zaman kalmadı, vadesi geçmiş,
involving kapsama, ilgilendiren, müteallik
let me just say şunu söyleyeyim ki / şunu belirteyim ki
pull over here kenara çekmek
a bit of bread bir parça ekmek
in other words başka bir deyişle
till …. E kadar, kadar
booked rezerve edilmiş, ayırtılmış, ayrılmış
I am afraid maalesef, korkarım
let’s sum up özet olarak
shall shall gelecek için kullanılır. Will ile aynı fakat kullanımı daha zayıf
must sağlam tavsiye, emin olmaya yakın, tahmin
had better tavsiye ve öneri verirken kullanılır. Should ile aynı manaya gelir.
going to gelecek planlanmış eylemler için
have to zorunda olmak
i got a feeling içimden bir ses, içimde bir his var
cartoons resimli kartlar
upon üzerine, üzerinde
back out sözünden dönmek, vazgeçmek, sözünü tutmamak, caymak
walk out çıkıp gitmek, bırakıp gitmek, terk etmek
we will not be silent susmayacağız
break the silence sessizliğini bozmak
more cheaper daha ucuz
work life çalışma hayatı
vaccinations aşı, aşılanma
in addition to this buna ilaveten, bunun yanı sıra, buna ek olarak
on the other hand öte yandan, bir yandan, bunun yanı sıra
adriatic sea  adriyatik denizi
consequences sonuçlar, sonuçları
in spite of ….. E rağmen
fatigue yorgunluk, tükenmişlik
as well as that ….. Diği kadar
and another thing bir şey daha var
additional reasons diğer nedenler, ek nedenler
in general genel olarak, genelde, genellikle
as far as kadarıyla, olduğu kadar
as far as I can see gördüğüm kadarıyla
as far as I know bildiğim kadarıyla
day by day günbegün, günden güne
question tags soru eklentisi
more and more gitgide, gittikçe
kept coming gelmeye devam etti
doughnuts donut
show the door kovmak, kapıyı göstermek
give the book kitabı vermek
buddhist budist
into a book kitaba
there you go işte bu, helal sana
erupting patlama, patlamak “yanardağ”
dunno bilmiyorum ” konuşma dili samimiyetsiz”
sense of honor onur duygusu
instead of …. İn yerine, …. Maktansa
revel zevk almak, haz almak, keyif almak
slightly çok az, azıcık, bir parça, hafifçe
importance önem, saygınlık, itibar
blood pressure kan basıncı, tansiyon
thanks to sayesinde
tin opener konserve açacağı
escape rat race şehir keşmekeşinden kaçmak
predict tahmin etmek, ön görmek
shelter barınak, sığınak
producing company üretici firma
domestic appliances ev aletleri
deliveryman teslimatçı, kargocu, dağıtımcı
ankle ayak bileği
neighbor komşu
such öylesine, hatti zatında
gadgets marifetli küçük araç, küçük aygıt
pull-over kaldırıma yanaşmak, kenara çekmek
squint şaşı, gözlerini kısarak bakmak
bum otlakçı, serseri
hardware donanım
state eyalet, devlet
in your face! bu da sana kapak olsun!
part with ….i bırakmak, elden çıkartmak
find it that hard zorlanmak
same as ….. İle aynı
number of sayısı, birkaç
qualifications nitelikler
curriculum vitae kısa özgeçmiş, c.v
statues heykeller
guesses tahmin etmek
by looking bakarak
like I said dediğim gibi ” konuşma dili”
etcetera falan filan, ufak tefek şeyler
let me izin vermek, izninizle
piece of land toprak parçası
having said that buna/ böyle dememe rağmen
commited kendini adamış, taahhüt
that’s what I was saying He işte bende bundan bahsediyorum
clearly açık bir biçimde, açıkça, apaçık, kesinlikle
self-employed kendi işinde çalışan, kendi hesabına çalışan, serbest meslek sahibi
self-taught kendi kendine öğrenilmiş, kendi kendini eğitmiş, alaylı
densely populated yoğun nüfuslu, yoğun popülasyon
densely yoğun olarak, yoğun ölçüde
revolutionist devrimci
in order to …. Olması için, …. Amacı ile, ….-mek/mak için
nope yok, hayır
resist direnmek, dayanmak, karşı koymak
auntie teyzeciğim, halacığım, yengeciğim
both of you ikiniz, her ikiniz
several times birçok kez, birkaç defa
roger that anlaşıldı
don’t move hareket etme
May I have your attention, please? Dikkatinizi alabilir miyim, Lütfen?
forget about me beni unut, salla gitsin
forget me! unut beni!
never gonna give you up senden asla vazgeçmeyeceğim
another day in paradise cennette başka bir gün, cennette bir gün daha
whip kamçılamak, kırbaçlamak
literally tam anlamıyla, abartmasız, harfi harfine
count saymak, sayı
execute infaz etmek, idam etmek, yapmak
so much bu kadar, o kadar, o kadar çok
so much as ne kadar çok olursa,
so much more kat kat fazla, kat be kat
so much so that öyle ki, şöyle ki
so much for .-in sonu
right here tam burada
(Visited 128 times, 1 visits today)

Bir Cevap Yazın


  • Bu Sayfa 626 kişi tarafından görüntülendi.
  • %d blogcu bunu beğendi:

    UYARI: BU SITEDE YER ALAN BILGILER TANITIM, REKLAM YAPMAK ICIN KULLANILMISTIR. SADECE DENEYIMLERIMIZI SIZLER ILE PAYLASIYORUZ. SITEMIZDE ONERI VEYA TAVSIYE VERILMEMEKTEDIR. AYRICA REKLAM ALANLARI TAMAMEN DISA BAGIMLI OLARAK FARKLI SITELERE YONLENDIRIR. TIKLAMANIZ HALINDE SORUMLULUK TAMAMEN SIZDEDIR. VE TARAFIMIZCA HICBIR BILGI PAYLASIMI VE REKLAM YONLENDIRMELERI ICIN MESULIYET KABUL EDILMEMEKTEDIR. YONLU UYARILARA ALDIRIS GOSTERMENIZI ONEMLE RICA EDERIZ.